Monterosso Al Mare; Cinque Terre’nin En Güzel Plajlı Köyü

25 Eylül 2018

Geçtiğimiz kış, annem ve babam harika ötesi bir karar alarak, bu eylül için Santa Margherita’da bir ev kiraladılar. Daha önceki yazılarımdan ve eğer takip ediyorsanız instagram hesabımdan o bölgeyi ne kadar çok sevdiğimi biliyorsunuzdur. Hatta Mark’la çift olarak gittiğimiz ilk yurtdışı seyahatimiz de Santa Margherita’ya olmuştu. Evde yeterince oda olduğu için bu tatlı yazlık bölgeye geri dönmek için bu fırsatı kaçırmadık tabi. İki sene önceki seyahatimizde Cinque Terre’nin tamamını gezememiştik. Görmediğimiz yerlerden biri de Monterosso Al Mare’ydi.

Santa Margherita’dan Monterosso Al Mare’ye gitmek arabayla yaklaşık 1,5 saat sürüyor. Mark gibi araba kullanmayı seven bir şoförümüz de varken, hep beraber yola koyulduk. Diğer Cinque Terre köylerine göre en büyük avantajı plaja kadar arabayla gidebiliyor olmak. Deniz kenarına kadar indiğimizde de kocaman bir otopark bizi bekliyordu. İtalyan kasabalarının en zorlayıcı kısmı bazen arabayı park edecek yer bulmak olabiliyor. O yüzden boş bir otopark bulmanın mutluluğuna paha biçilemez. Yalnız otobandan çıktıktan sonra çok virajlı bir yol bekliyor, araba tutanlar çeşitli ilaçlarını yanına almayı akıl ederse iyi olur. Bir uyarı daha. Yol üzerinde “Monterosso” tabelaları da göreceksiniz ama “Monteresso Al Mare” tabelalarını takip etmek gerekiyor. Monteresso’yu takip ederseniz tam olarak nereye varırsınız bilmiyorum bu arada. Denerseniz bana da haber verin. Ayrıca Santa Margherita’dan trenle de gelebilirsiniz.

Monterosso Al Mare

Monterosso, İtalyanca’da kırmızı dağ anlamına geliyor. Bir yerde bu ismin zamanında köyü yöneten, kızıl saçlı bir aileden geldiğini okudum ama doğru bir bilgi mi emin değilim. Monteresso Al Mare, Cinque Terre köyleri arasında en büyüğü ve denize girmek için en uygun olanı. Turuncu ve mavi renklerde şemsiye ve şezlongların dizi dizi dizildiği upuzun bir plajı var. İtalyan plajlarında en sevdiğim şey yan yana sıralanmış plajların hepsinin farklı renklerde şemsiye ve şezlonglarının olması. O kadar güzel bir görüntü yaratıyor ki, fotoğraflara bile ayrı bir hava katıyor bence. Eğer “The Talented Mr. Ripley” filmini izlediyseniz sanırım ne demek istediğimi anlayacaksınız. Her ne kadar film San Remo’da çekilmiş olsa da duygu aynı duygu.

Monterosso Al Mare

Monterosso Al Mare ile ilgili araştırma yaparsanız, karşınıza en çok çıkan kelime “Il Gigante” olacak. Il Gigante, 1900’lü yıllarda bir villanın terasını tutan Deniz Tanrısı Neptün şeklinde bir heykel. 2. Dünya Savaşı sırasında bombalanmalardan ve devamında da sert rüzgar ve dalgalardan epey zarar almış alan olan Il Gigante köyün sembolü haline gelmiş.

Plajın hemen üstündeki sette bir çok kafe, restoran ve arabalardan rahatsız olmadan yürüyebileceğiniz bir yürüyüş yolu var. Plajın fotoğraflarını çekmek için de en güzel konumlardan biri. Hem sağa hem sola doğru bakmayı unutmayın. Annem ve babam yanımızda olmasa Mark’la en az bir saat daha kalıp yüz tane fotoğraf çekme denemesi daha yapardık kesin 🙂 Bizim Ege kasabaları gibi belli ki gördüğümüz birçok ev büyük şehirlerde yaşayan İtalyanların yazlık evleriydi. Benim de orda bir yazlığım olsa, hayır demezdim doğrusu.

Bu arada plaj kısmı köyün yeni tarafıymış. Yereraltı tünelinden yürüyerek eski kısma ulaşıyorsunuz. Bölgedeki diğer küçük köyler gibi pastel renkli binalar, küçük dükkanlar ve şirin restoranlarla çevrili bir yer.

Arabamızı Monteresso’da bırakıp, trene atlayıp Vernazza ve Manorola’ya gittik. Cinque Terre köylerini gezmek için en kolay yol kesinlikle aralarında gidip gelen trenlere binmek. Bu köylerde neler yaptık, onları da en kısa sürede size anlatacağım.

Monterosso Al Mare

Monterosso Al Mare

Monterosso Al Mare

Benzer İçerikler

Yorum yapılmamış

    Yorum Yaz